Groo The Wanderer

10 replies · 3,520 views

Groo The Wanderer
Wanderer lafı sizi aldatmasın, scene releated birşey değil. Bu benim çocukken hastası olduğum favori çizgi romanlarımdan biridir. Groo, beyni kılıcının ucunda olan savaşçı. Yalnızca savaş, peynir ve altın için yaşar. Tam bir gerizekalıdır kendisi. Ama süper de dövüşür. Bakalım benim gibi başka fanları var mıymış bu andaval kahramanın 🙂
http://www.groo.com/
Groo The Wanderer
Nette rastlamıştım o siteye ama ne olduğunu tam çözemedim, hayır aklı kıt bir savaşçının komik maceralarının olduğu bir çizgi roman olduğu anlaşılıyorda işte gerisi gelmemişti, işte şimdi tekrar çıktı karşıma ama değişen birşey yok 🙂.
Groo The Wanderer
ben okurdum kucukken. Oldukca basariliydi. Bir de ayni donemden sevimli uclu'yu hatirlatmak istiyorum. Her bolum is ve isci bulma kurumunun onunde baslar. Kahramanlar bes parasizdir. Abdul'un yerine her zaman borclari vardir ama yine de orda takilirlar vs vs. Ayrintilarla inanilmaz doldururdu bu cizer. Dortgoz ve Dazlak diye baska bir cizgiromani daha vardi.
/*
Planet Retro - Retrocomputing News and Blogs
*/
Groo The Wanderer
Aklımda kalan bir iki hikayeden özet suniim o zaman da bir fikir oluşsun Groo efsanesi hakkında.
Bir bölümde Groo bir köye geliyordu, köydekilerin yarısı "M" simgeli bir madalyon takıyor, yarısı takmıyor. Kısaca köy madalyonlular ve madalyonsuzlar diye ikiye ayrılmış durumda. Buna köye gelirken yolda biri bu "M" madalyonlarından veriyordu. Köye gelir gelmez madalyonsuzlar tarafından kötü karşılanıyordu. Daha sonra madalyonu çıkarıp atıyordu. Bu sefer de madalyonlular bununla dalga geçiyordu. Bu da savunma olarak "Madalyon takmamam benim madalyonsuz olduğumu göstermez, ben onlardan değilim, ben Groo'yum" diyordu. Madalyonlular da kahkaha atarak "Ohahahhaha... Ancak bir madayonsuz Groo kadar salak olabilir" diye dalga geçip daha sonra bir güzel Groo'nun kılıcının tadına bakıyorlardı 🙂
Anlayacağınız üzere Groo'nun ünü yaygın, özellikle gerizekalığıyla. Bir ozan sürekli O'nun salaklıklarını anlatan besteler yapar, Groo'nun bindiği tüm gemiler batardı v.s.
Bu madalyon bölümünde Groo salağı sonunda Madalyonsuz olarak bir bara girip içki istiyordu. Meğerse 50 senedir madalyonlular ve madalyonsuzlar arasında bir anlaşma varmış. Birlikte yaşadıkları halde bar ve benzeri mekanları ayrıymış. Anlaşma gereği bir madalyonsuz asla madalyonluların barına giremezmiş. Groo yüzünden 50 yıllık anlaşma bozulup büyük bir savaş çıkıyordu. Bu salak da "kim bilir hangi gerizekalı yüzünde çıkmıştır bu savaş" diye köyü terk ediyordu. Tam köy sınırlarını terk ederken fakir bir dilenci görüp kendine hiç şans getirmeyen madalyonu dilenciye veriyordu. Tam o sırada madalyonluların kralı dilenciyi görüp "madalyonlu fakir kardeşimizi altına boğun" diyordu ve herif zengin oluyordu. Groo'da kafayı sıyırıyordu tabii ki 🙂
Aynen hatırlıyorum hikayeleri çok komikti yaw. Daha kısa bir şekilde anlatıcam, bir hikaye daha var.
Bir büyük bir küçük ülke var hedef konumunda. Kral Groo salağını büyük ülkeye saldırtacak, küçük ve büyük ülke arasındaki anlaşma gereği küçük ülke büyük ülkeye asker yardımı yapacak, kral da fırsat bilip küçük ülkeyi ele geçirecek. En azından plan böyle 🙂
Groo tek başına büyük ülkeyi ele geçirmeyi başarıyordu bu bölümde. Bunu gören bir bilgin "Groo, nasıl başardın bunu. Plana göre sen burayı ele geçirmeyecektin, kral diğer ülkeyi ele geçirecekti" diyor ve krala müjdeyi vermek için yola çıkıyordu. Kral haberi alınca ele geçirmiş olduğu küçük ülkeden vaz geçip, büyük ülkeye doğru yola koyuluyordu. Kral ordusuyla birlikte büyük ülkenin kalesinden içeri girmek üzereyken Groo'yu ülkeden uzaklaşırken görüyoruz ve "kral niye ülkeyi geri vermemi istedi acaba" diyor ve o sırada kaledeki askerler aralarında "Bir daha gafil avlanmak yok, şimdi her zamankinden tedbirliyiz bir saldırıya karşı" diye sohbet ediyorlardı 🙂
Anlayacağınız hastasıydım Groo'nun.
Groo The Wanderer
Originally posted by jimqode@Apr 3 2006, 04:39 PM
ben okurdum kucukken. Oldukca basariliydi. Bir de ayni donemden sevimli uclu'yu hatirlatmak istiyorum. Her bolum is ve isci bulma kurumunun onunde baslar. Kahramanlar bes parasizdir. Abdul'un yerine her zaman borclari vardir ama yine de orda takilirlar vs vs. Ayrintilarla inanilmaz doldururdu bu cizer. Dortgoz ve Dazlak diye baska bir cizgiromani daha vardi.
[post=6647]Quoted post[/post]


Evet "Sevimli Üçlü" ve "Dörtgöz ve Dazlak" aynı dönemi çizgi romanları. Yanlış hatırlamıyorsam kendisi tam bir sahtekar olan Ali Recan (AR Yayınları) çıkarmıştı zamanında bu çizgi romanları. şerefsiz herif yıllık üyelik paralarını toplayıp kayıplara karışmıştı sonradan.
Dörtgöz ve Dazlak'ın bir bölümünde çölde susuzluktan ölmek üzerelerken dörtgöz yağmur duası dersleri aldığını söylüyordu. Dazlak O'na inanmıyordu ama bu harbiden de dans edip şakır şakır yağdırıyordu yağmur. Susuzluklarını giderdikten sonra Dazlak artık yağmuru durdurmasını söylüyordu. Bu salak da "o dersi kaçırmıştım ben" diyordu. En son karede bir sel ile birlikte şehre doğru ilerlerken görüyorduk gerizekalıları.
Gerizekalı olsun yeter, ben hastasıyımdır bu tür karakterlerin 🙂
Groo The Wanderer
Abi süpermiş ya bunlar, bende okumak istiyorum bananeee?!?!?
Nirden bulurum?
Birde hatırlarmısınız bilmem hürriyet'in vaktinde bir bayram'da (kurban bayramıydı sanırım) her gün bir çizgi roman vermişti 4 sayılık ufak bir hikayeydi. Hikaye ufak elfimsi bir çocuğun köpeğiyle kasaptan sosis çalması ile başlıyordu. Çocuk kaçarken mecburen yaşlı bir sihirbazın sandığına saklanıp kurtuluyordu. Sihirbazda işte sokakta gösteriler yapan yaşlı bir amca. Ama sonradan herifin çok güçlü olduğu falan ortaya çıkıyordu. ışte hikaye uzuyordu, hatta iki tane ikiz kötü kardeş vardı gobline benzeyen, bunlar doyumsuz onorgul mu ne öyle bir iblisi uyandırmaya çalışıyorlardı, ve hatta sihirbazın mekanik bir ejderi vardı uçak niyetine uçmak için kullanıyorlardı, sonra birde hayvani bir savaşçı vardı kendi kadar hayvani bir çekiç taşıyordu salak bu kötü kardeşlerden kaçarlarken elemanların almak istediği koca büyü kitabını kafalarına atmıştı 🙂.
Neyse hatırlayan varmı? Ben evdeki sayılarını kaybetmişim, nasıl bittiğinide hatırlamıyorum. Merak içindeyim yıllardır 🙁
Groo The Wanderer
Ne yazık ki ben hatırlamıyorum. Ama merak uyandırdın içimde şimdi 🙂
Bir diğer fanı olduğum çizgi roman 20 sayı çıkmış ROM'dur. Bilgisayarla bir ilgisi yoktur. ROM insandan robota dönüşmüş bir gezegen koruyucusudur v.s. v.s. Eminim bunu hatırlıyanlarınız çıkacaktır. Atlantis'de geçen, kör kızın gözlerini açtığı bölümüne hastayımdır özellikle.
Groo The Wanderer
bu adamın (Groo) sanırım hobbit tarafından c64'te pixellenmiş bir resmi var.
Groo The Wanderer
Originally posted by skate+Apr 3 2006, 05:27 PM--><div class='quotetop'>QUOTE(skate @ Apr 3 2006, 05:27 PM)</div><div class='quotemain'><!--QuoteBegin-jimqode@Apr 3 2006, 04:39 PM
ben okurdum kucukken. Oldukca basariliydi. Bir de ayni donemden sevimli uclu'yu hatirlatmak istiyorum. Her bolum is ve isci bulma kurumunun onunde baslar. Kahramanlar bes parasizdir. Abdul'un yerine her zaman borclari vardir ama yine de orda takilirlar vs vs. Ayrintilarla inanilmaz doldururdu bu cizer. Dortgoz ve Dazlak diye baska bir cizgiromani daha vardi.
[post=6647]Quoted post[/post]


Evet "Sevimli Üçlü" ve "Dörtgöz ve Dazlak" aynı dönemi çizgi romanları. Yanlış hatırlamıyorsam kendisi tam bir sahtekar olan Ali Recan (AR Yayınları) çıkarmıştı zamanında bu çizgi romanları. şerefsiz herif yıllık üyelik paralarını toplayıp kayıplara karışmıştı sonradan.
Dörtgöz ve Dazlak'ın bir bölümünde çölde susuzluktan ölmek üzerelerken dörtgöz yağmur duası dersleri aldığını söylüyordu. Dazlak O'na inanmıyordu ama bu harbiden de dans edip şakır şakır yağdırıyordu yağmur. Susuzluklarını giderdikten sonra Dazlak artık yağmuru durdurmasını söylüyordu. Bu salak da "o dersi kaçırmıştım ben" diyordu. En son karede bir sel ile birlikte şehre doğru ilerlerken görüyorduk gerizekalıları.
Gerizekalı olsun yeter, ben hastasıyımdır bu tür karakterlerin 🙂
[post=6650]Quoted post[/post]

[/b][/quote]
Ali Recan galiba vefat etti.. 🙂
bende sevmezdim cunku yuzbasi volkanlari DAN COOPER'dan araklardi. sadece kafalari degistirirdi. siyah sac filan. ucak karelerini uzatirdi. cizgi roman piyasasinda bayagi bi 3 kagitcilik yapmis zamaninda.
yaninda calistirdigi cizerleri de kole gibi kullandigini duymustum.
cizgi romana gonul vermis gencleri inanilmaz az paralara calistiriyormus.
soyle biseyi de biliyorum. bir ara siyahbeyaz cikan orumcek adamlari burada ciziyorlardi. cizimler igrencti cunku. sebebi de master kopyalar renkli geldigi icin burda fotokopi ile buyultup isikli masada uzerlerinden geciyorlarmis.
bu arada resimli roman kolleksiyoncusu var mi aramizda?
merak ettim. ben topluyorum..
<span style=\\\'font-size:21pt;line-height:100%\\\'><span style=\\\'color😮range\\\'> <span style=\\\'color:gray\\\'>.oO</span> bRoNX <span style=\\\'color:red\\\'>^</span> zOmbie bOys! <span style=\\\'color:gray\\\'>Oo.</span></span></span>
Groo The Wanderer
Kadikoy pasajindaki cizgiromancilarda bahsi gecen romanlarin cogu bulunabilir. Ama biraz kazikcidir bu arkadaslar. 5 milyon gibi bisey isteyebilirler haberiniz olsun,
/*
Planet Retro - Retrocomputing News and Blogs
*/
Groo The Wanderer
Ali Recan'ın Gümüşsuyu'nda mı ne bir ofisi vardı. Orda bizim gözümüzün önünde üzerinden geçiyorlardı orjinallerin. Bu sayede "gereksiz taramalardan kaçınmak" olayını geçtim, hiç tarama olmuyordu çizimlerde. Yanlızca dış hatlar. Hatta bir bölümde arkadan saldıran yaratığı çizmeyi unutmuşlardı bir karede. Ben de örümcek hisleri yanlış alarm verdi sanmıştım Peter'ın 🙂 Yıllar sonra orjinalini okuyunca bir daha küfrü bastım AR yayınlarına.
En son 96-97 yıllarında Ali Recan'ı TV'de gördüm yanılmıyorsam. Ölmüşse ondan sonra ölmüştür herhalde.